Alafranga.org
Duyuru
13 Kasım 2025 tarihinde Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezinde "Osmanlı İstanbul'unda Alafrangalaşmaya Yönelik Toplumsal Söylemler (1860-1914)" başlıklı bir çalıştay gerçekleştirilecektir.
Osmanlı İstanbul'unda Alafrangalaşmaya Yönelik
Toplumsal Söylemler (1860-1914)
Halbuki refikalarımızdan kat kat elbisesi olan hanımlarımız, tanımıyorum! Bu hal Avrupa’dan iktibas olunmuş olan moda hükmüne muvâfakat da sayılamaz. Belki fenâ bir âdet olmak üzre hanımların ba'zısı tarafından ittihâz ve ihtiyar olunmuş usûldendir. Artık bu âdet-i gayr-ı müstahseneye bir de Avrupa telebbüsât-ı nisvâniyesi modası munzam olursa âile reisinin bârgirâne kudret ve tahammülü de mefkûd bulunursa sırf nümâyişten başka bir sebeb-i makûle müstenîd olmayan bu hâlin ne gibi 'avâkib-i vahime vücûda getireceği şâyân-ı nazardır.
Hanımlara Mahsus Gazete, S.26, “Moda ve İsraf”, 16 Teşrinisani 1311/28 Kasım 1895, s. 2bc-3ab. (Seniha Vicdan),

Proje Hakkında
“Osmanlı İstanbul’unda Alafrangalaşmaya Yönelik Toplumsal Söylemler (1860–1914)” başlıklı bu proje, Osmanlı İmparatorluğu’nun geç döneminde maddi kültür ve yaşam tarzında yaşanan çok yönlü değişimleri alafrangalaşma olgusu merkezinde ele almaktadır. Çalışma, alafrangalaşmayı gündelik hayatta deneyimlenen, kişiler arası etkileşimlerle paylaşılan ve kamusal alanda anlam kazanan bir toplumsal süreç olarak incelemektedir. Bu bağlamda alafrangalaşma, farklı toplumsal kesimler tarafından yorumlanan, sınırları tartışılan ve çeşitli tepkilerle karşılanan dinamik bir dönüşüm alanı olarak değerlendirilmektedir.
Proje kapsamında mizah dergileri, karikatürler, romanlar, hatıratlar, seyahatnameler ve süreli yayınlar, alafrangalaşmaya ilişkin anlamların, normların ve kaygıların şekillendiği söylemsel alanlar olarak okunmaktadır. Bu kaynaklar, Osmanlı toplumunun tümünü temsil etme iddiasıyla değil çoğu zaman medeniyet ile iç içe geçmiş alafrangalığa dair tartışmaların, eleştirilerin ve kültürel gerilimlerin görünür hâle geldiği metinler olarak ele alınmaktadır. Metinlerde üretilen söylemler, bireylerin kendi alafrangalaşma deneyimlerini birbirlerine aktarmaları, gözlemledikleri davranışları yorumlamaları ve gündelik pratikleri karşılıklı olarak değerlendirmeleri yoluyla kamusal alanda dolaşıma girmektedir. Böylece alafrangalaşmaya ilişkin anlamlar, açık tartışmaların yanı sıra gündelik etkileşimler içinde örtük biçimde işleyen bir "sessiz söylem" pratiği aracılığıyla da toplumsal karşılık bulmaktadır.
Çalışma, giyinme, yeme-içme, süslenme, eğlenme, evlilik, ev eşyası, ulaşım, davranış ve konuşma biçimleri gibi gündelik yaşam alanlarına odaklanarak, alafrangalaşmaya yönelik hayranlık, alay, kaygı ve ahlaki endişe gibi tutumların hangi bağlamlarda üretildiğini incelemektedir. Mizah ve edebiyat metinlerinde karşılaşılan anlatılar ve tipler, örnek alınması gereken modeller şeklinde değil çoğu zaman aşırılığı, ölçüsüzlüğü ve yozlaşma korkusunu görünür kılan sembolik temsiller olarak değerlendirilmektedir.
Yöntemsel açıdan proje, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülmekte ve doküman analizine dayanmaktadır. Eleştirel Söylem Analizi, kültür ve duygu tarihi yaklaşımlarıyla birlikte kullanılarak süreli yayınlar, özellikle mizah basını, romanlar, hatıratlar ve seyahatnameler sistematik biçimde incelenmektedir. Alafrangalaşmaya yönelik tutum ve söylemleri karşılaştırmalı biçimde değerlendirebilmek amacıyla Rumca roman, hikâye ve hatıratlar da çalışmaya dâhil edilmiştir. Metinler, içeriklerinin yanı sıra dil kullanımları, metaforları ve duygusal tonları üzerinden de çözümlenmektedir. Bu sayede alafrangalaşmanın Osmanlı toplumsal hayatında yarattığı anlam çatışmaları, normatif sınırlar ve kültürel gerilimler bütünlüklü bir çerçevede ele alınmaktadır.


